AYIN OLAYI

 

ZAFER BAYRAMI

                                                                                                                                                                                                                                                                                                         

 

 

  30 Ağustos günü kutlayacak olduğumuz Zafer Bayramı’nın önemini, hiçbir katkı yapmaksızın,
 Atatürk’ün “Nutuk’ undan aktardığımız bir kaç paragraf ile sunmak istiyoruz. *
 
Bu satırlarda; günümüz için de, alınacak bir çok ders vardır.

 

   Saygıdeğer Ulusuma öğüt : Efendiler, sırası gelmişken, saygıdeğer ulusuma şunu öğütlerim ki; bağrında yetiştirerek başının üstüne dek çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz mayayı (cevher-i asliyi) çok iyi incelemeye özen göstermekten hiç bir zaman çekinmesin.

 

  

  Muhterem Efendiler, Sakarya Meydan Savaşına değinmek istiyorum. Ama bunun için ufak bir başlangıç yapacağım. İkinci İnönü Savaşından sonra, üç ay kadar bir zaman geçtikten sonra, 10.Temmuz.1921 gününde, Yunan ordusu yeniden cephemize karşı, genel saldırıya geçti...    İkinci İnönü Savaşından sonra genel seferberlik yapmış olan Yunan Ordusu; insan, tüfek, makinalı tüfek ve top sayısı bakımından bizim ordumuzdan önemli derecede üstün idi...

   12.Ağustos 1921 günü Polatlı Cephe karargahına gittim, Düşman ordusu 23 Agustos 1921 günü cephemize doğru ilerlemeye başladı. Birçok kanlı ve bunalımlı evreler ve
 dalgalar oldu. Meydan Savaşı 100 km.lik bir cephe üzerinde oluyordu. ..

   Sakarya ırmağı doğusunda karşı saldırıya geçtik. Yunan ordusu yenildi ve geri çekilmek zorunda kaldı. 13 Eylül 1921 günü Sakarya Irmağının doğusunda düşman ordusundan
 hiç bir iz kalmadı. Böylece 23 Ağustos gününden 13 Eylül gününe değin, yirmi iki gün yirmi iki gece aralıksız süren Büyük ve kanlı Sakarya Savaşı, yeni Türk Devleti tarihine,
 dünya tarihinde pek az olan, büyük bir meydan savaşı örneği yazdı...

   26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’de bulunuyorduk. Sabah saat 5.30 da topçu ateşimizle saldırı başladı... 

   30 Ağustos’da yaptığımız savaş sonunda (buna Başkomutan Savaşı adı verilmiştir) düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve tutsak ettik. Düşman ordusu başkomutanlığını
 yapan General Trikupis de tutsaklar arasındaydı.

   Efendiler, Başkomutan Savaşı’nın sonuna değin her gün büyük başarılarla gelişen saldırımızı resmi bildirimlerde çok önemsiz eylemler gibi gösteriyorduk. Amacımız durumu elden geldiğince dünyadan gizlemekti. Çünki, düşman ordusunu tümüyle yok edeceğimize güvenimiz vardı. Bunu anlayıp düşman ordusunu yıkımdan kurtarmak isteyeceklerin yeni girişimlerine meydan vermemeyi uygun görmüştük. Gerçekten bizim tutumumuzu sezdikleri zaman ve saldırımızdan hemen sonra, başvurmalar olmuştur... Telsizle doğrudan bana gönderilen bir tel yazısında İzmir’deki itilaf
devletleri konsoloslarına benimle görüşmelerde bulunmak yetkisinin verildiği bildiriliyor; hangi gün ve nerede buluşabileceğim soruluyordu. Buna verdiğim yanıtta 9 Eylül 1922 de Kemalpaşa’da görüşebileceğimizi bildirdim. Gerçekten dediğim günde ben Kemalpaşa’da bulundum. Ama, görüşmeyi isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e ulaşmış bulunuyorlardı.

 

* Alıntılar, Türk Tarih Kurumunun “Nutuk-Söylev” adlı  eserinden alınmıştır. Kitap; bir sayfası tıpkıbasım, diğer sayfası Türkçeleştirilmiş metni taşıyan  şekilde basılmış
olup maliyet ederi ile satılmaktadır.

* Sayfamızın “UYARI” bölümünde Atatürk’ün sesinden 10.Yıl Nutkunu dinleyebilmek için bu satırdaki ' UYARI veya 10.Yıl Nutku ' kelimelerini tıklayınız.
 

* Sayfamızın, önceki seçimlere ilişkin “Ayın Kişisi ve Olayı Hakkındaki” bölümünde: "Nisan 2002 - Ayın Olayı" veTemmuz 2002 – Ayın Olayı” bölümünü, güncel olaylarla bağlantısı bakımından yeniden izleyebilmek için bu bölümlerdeki altı çizili kelimeyi tıklatınız.

 

 

 

Anasayfaya dönüş
Bölüm Başlığına Dönüş