AYIN KİŞİSİ

 

 
HAKKARİ DAĞ
 VE
KOMANDO TUGAYI

 

   Efsaneler eski çağlarda olur sanıyorduk. Efsaneler bitti sanıyorduk. Yaşadığımız günlerde öyle efsaneler yazılmış ki; eski efsaneleri gölgede bırakır ama bunlardan haberimiz yok.

   Terörün en koyu olduğu yıllarda, 1993-1995 yıllarında Hakkari Dağ ve Komando Tugayı ve Güvenlik Komutanı olan E.Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nun “Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” isimli kitabını okuyun ve her gün otobüsde, yolda rastladığımız, yanından geçerken pek de dikkat etmediğimiz, pırıl pırıl gepgenç insanların ne efsaneler yarattığını görün. Ve hala hıyanet içinde olanları iyi teşhis edin.

   Bu kitabı okumamak büyük bir eksikliktir. Onlar bizim için kanlarını, canlarını verdiler; hiç değilse biz de onların efsanelerini bilelim `HED`

 

   “Ben, anılarımı 1993-1995 yılları arasında Hakkari ve Kuzey Irak’ta şehit düşen 427 vatansever (365 subay, astsubay, erbaş ve er, 60 korucu ve 2 polis) ve yaralanan 853 gazinin annelerine, en ağır koşullarda bile hiçbir şikayetlerine tanık olmadığım, ölümle eğlenen, oynaşıp gülerek muharebeye girip şehit olan ve yaralanan Türk askerine, tüm mücadele arkadaşlarıma bir vazife ve gönül borcu olduğu için yazıyorum.”

 

   “...Sabahleyin alaca karanlıkta karakoldan çıktım. 4.Dağ ve Komando Taburu, subay, astsubay ve askerleri bölükler halinde, parkaları üzerlerinde açık arazide yatıyorlardı... kayalıklar arasında bir iki saat dinlenmeye alışık olduklarından burada toprağın üzerine uzanmışlardı.

   Hepsi botlarını ve çoraplarını çıkarmış durumdaydı. Boydan boya gezerek taburun askerlerinin ayak tabanlarını gördüm. Hep hareket halinde olduğumuzdan epey zamandır 600’e yakın olan askerlerin ayaklarını operasyon sırasında görememiştim. Nerede ise hepsinin ayak tabanları tam yerinde tabiriyle paramparçaydı. Bazıları kan içindeydi. Parmak araları su toplamış, topukların derisi kalkmış, taban derileri bir kısmında, ayakta bir iki yerde kat haline gelmişti. Beni, yatılan sıraların arasında oturmuş, ayaklarına bakım yapmaya çalışan 5-6 asker fark etti. Ayağa kalkmaya ve yanındakileri ikaza yeltendiler. İşaretle mani oldum.

   Şu gördüğüm manzara, yeryüzünde -ben en katı yürekliyim- diyecek insanı bile etkileyecek ve dayanıklılığını hiçe indirecek ölçülerdeydi.

   Bir kaç saat sonra; tabur, bölükler halinde muharebe düzenine geçerek batıdaki Van-Hakkari ana yoluna doğru yürüyüşe geçti. Son asker gözden kayboluncaya kadar taburu izledim. Yürüyenler sanki sabahleyin gördüğüm ayakların sahipleri değildi.”

Osman PAMUKOĞLU

 

                                                                       




 

 

 

Anasayfaya dönüş
Bölüm Başlığına Dönüş