AZERBEYCAN-HOCALI  

Azerbeycan Büyükelçisi Sn.Mehmet Nevruzoğlu, Hukukun egemenliği Derneği Yönetim Kurulu tarafından

ziyaret edilerek, Atatürk kabartmalı bir çini tabak takdim edilmiştir. Büyükelçiliğin daveti üzerine

katıldığımız Hocalı Kasabasında yapılan katliamın anma töreni ve panelinde, Derneğimizin Genel Başkanı

aşağıda metni yer alan konuşmayı yapmıştır :

 

TÜRKLERE KARŞI İŞLENEN SOYKIRIM-HOCALI KATLİAMI

19/20 Ocak 1990 günü, geceyarısı Rus Kızılordu birliklerinin desteğindeki ermeniler, ansızın Azerbeycan

Cumhuriyeti'nin Başkenti Bakü'ye saldırarak, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar demeden korumasız ve masum

insanlara misli görülmemiş bir kanlı katliam yapmışlardır.


Bakü'de "Azatlık Meydanında" gerçekleştirilen bu katliamın acıları geçmeden, Ermeniler, Azerbeycan'ın

Hocalı Kasabasında büyük bir soykırım yapmışlardır. İşte 8.yılını andığımız soykırım budur.


Ermeni militanlar, Rus motorize birliklerinin desteğinde 26.2.1992 günü Yukarı Karabağ'ın Hocalı

Kasabasını yerlebir etmişler, köyleri yakıp yıkmışlar ve büyük bir soykırım yapmışlardır. Çocuk, genç,

ihtiyar, kadın, erkek binlerce Türk'ü katletmişler, binlercesini yaralamışlardır.


İnsan haklarına saygılı olduklarını iddia eden bir kısım Avrupa ülkeleri, ermeni teröristlere yardım etmiş,

bağımsız Azerbeycan Devletinin topraklarının işgaline göz yummuşlardır.


1.Dünya Savaşından sonra Doğu Anadolu'da; Erzurum, Kars, Bitlis İllerinde oynadıkları oyunu bu kez

Karabağ'da sahneye koymuşlardır. Anadolu'nun dört bir yanında, sömürgeci ülkelerin desteğindeki

ermenilerin yaptığı soykırıma uğrayan Türklerin toplu mezarları ortaya çıkmaktadır.


Ben de o tarihde, Rus ve Ermeni işgali altında yaşayan ve ermeni terörüne tanık olan bir babanın

oğluyum. Bu olayların canlı anlatımlarını babamdan dinledim : "Bir ağıla kapatıldıktan sonra,

ermeniler tarafından karısına tecavüz edilmek istenen ve karısının çığlıkları üzerine, kapatıldığı

kapıyı parçalayarak dışarı çıkan Erzurumlu bir fırıncının, ermeniler tarafından nacakla (büyük satır

şeklinde kesici aletle) ortadan biçildiğini ve ertesi gün boynundan biçilmiş vaziyetteki cesedinin

soğuktan ve ölü katılaşmasından donmuş ve dimdik kalmış şekilde ve kendisi gibi öldürülen karısının

yanında bulunduğunu" çok dinledim. Ama bunları dinlerken, başka ülkelerde görev yapan Ermeni

Elçilerine karşı suikast düzenlenmesini aklımdan bile geçirmedim. İşte ermeni ile Türk arasındaki fark

buradadır.


Hocalı soykırımı, uluslararası organlar ve basın tarafından da saptanmıştır :


Fransız gazeteci Jan Ivyunet: "Biz, Hocalı trajedisine tanık olduk. Alman faşistlerini geçen ermeniler,

çocukları ve sivil halkı vahşice katlettiler.

Manzara korkunç ve dehşet verici idi, insanlığın yüzkarası idi"


ABD Deniz Kuvvetlerinden Amiral Briston : "Türklerin, Kafkasya'da ermenileri katlettiği yolundaki

raporlar tamamen sahtedir. Taşnak ermenileri,

Türklerin evlerini soyup yakarak katliam uygulamıştır. Ermeni ordusunun Kars'taki uygulamaları,

Yarrow'da dahil Amerikalıları iğrendirmiştir. Ermenilerin, nüfusun % 25'ini bile oluşturmadıkları bir ülkede

bağımsız ermenistan oluşturulması fikrine katılmam mümkün değildir. Ermenilerin kendilerini idare

edebilecekleri fikrine inanmamaktayım. Özellikle başkalarını yönetmelerine imkan verilmemesi gerekir.

Çünkü onlara baskı ve zulüm uygulayacaklardır." demişlerdir.


Bu terörizme kol kanat geren Fransa'ya şunu hatırlatmak isteriz ; Fransa'nın Marsilya kentinde,

Azerbeycan'ın Karabağ bölgesinde yaşayan ermenilerden 3-4 misli fazla sayıda ermeni nufusu

bulunmaktadır. Bu bakımdan bağımsız ermeni vilayetinin oluşmasına en uygun bölge Marsilya kentidir.

Söyledikleri fikirlere inanıyorlarsa, Marsilya'da bir ermeni vilayeti kurulması önerisini, kendi Meclislerine

getirmeleri gerekir.


Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik haklara bağlı bir devlettir.

Yurtta Sulh, dünyada sulh düşüncesini ilke edinmiştir. Atatürk'ün deyişi ile : "Bizim; dili bir, inancı

bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlarla aramızdaki manevi köprüleri sağlam atarak

hazırlanmalıyız. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli

ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını

bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir." Bu suretle, aslında ezilen ve soykırıma

uğrayan insanların kim olduğu gerçeği ortaya çıkacak ve dünya barışı daha sağlam temellere

oturacaktır.


Bakü'de, Hocalı'da, Kars'ta, Erzurum'da katledilen vatandaşlarımıza rahmet diliyoruz.

 


 

Anasayfaya dönüş
Bölüm Başlığına Dönüş