|
SABİT ÜCRET
- CEP TELEFONLARI 
A)
T.
TELEKOM (SABİT TELEFONLARDA SABİT ÜCRET) HAKKINDA AÇIKLAMA
** CEVAP VER TELEKOM “BU MAHKEME KARARI DEĞİL Mİ ?”
** T.TELEKOM DANIŞTAY KARARI İLE İPTAL EDİLEN SABİT
ÜCRETİ
ALARAK SUÇ
İŞLEMEKTEDİR.
** ALINAN PARALAR FAİZİ İLE İADE EDİLMELİDİR.
Bir
abonenin yaptığı başvuru üzerine, Beykoz’da bulunan Tüketici Hakem Heyeti
tarafından, telefon abonelerinden alınan sabit ücretin haksız olduğu yolunda karar verilmiştir.
Bu karara
ilişkin bir açıklama yapan T.Telekom Yönetim Kurulu, Tüketici Hakem
Heyetlerinin mahkeme hüviyetinde olmadığı ve Hakem Heyeti tarafından
alınan karara karşı mahkeme yoluna gittiklerini ifade etmişlerdir.
Sabit
ücretler konusundaki bu gelişmeler üzerine bir açıklama yapan Hukukun
Egemenliği Derneği Genel Başkanı Av.A.Erdem AKYÜZ, açtıkları dava ile
sabit ücretin Danıştay tarafından iptal edildiğini, kesinleşen bu Yüksek
Mahkeme kararına rağmen, sabit ücret uygulamasına devam edilmesinin
mümkün olmadığını, senelerdenberi alınan paraların abonelere faizi ile
birlikte iade edilmesi gerektiğini bu uygulamaya devam edilmesinin suç
olduğunu ve T.Telekom Yönetimi hakkında kamu davası açılmasının
gerektiğini ifade etmiştir.
AKYÜZ
“Hukukun Egemenliği Derneği adına, sabit ücretin iptal edilmesi için
Danıştay’da açtığımız dava, Danıştay 10. Dairesinde görüşülerek karara
bağlanmıştır. Yüksek Mahkeme, sabit ücretin haksız olduğu ve bu yoldaki
işlemin iptali yolunda karar vermiştir. Verilen bu karar kesinleşmiştir.
Dedi.
AKYÜZ
devamla “Danıştay 10. Dairesi şu şekilde karar vermiştir : Yapılan iş ve
hizmetler karşılığı belirlenip alınacak ücretlerin dışında, belirlenen
tarifede değişiklik yapılmaksızın ilgililerden ayrıca, karşılığında
konuşma hakkı da tanınmadan ayrı bir ücret istenilmesine yasal olanak
bulunmamaktadır. Bu nedenle OTOMATİK TELEFON ABONELERİNDEN AYLIK SABİT
ÜCRET ALINMASINA İLİŞKİN BU UYGULAMANIN İPTALİNE karar verilmiştir.
Danıştay 10. Dairesinin verdiği kararın numarası 2000/ 1522 dir. Bu karar
oybirliği ile verilmiştir. Bütün itiraz yollarından geçerek kesinleşmiştir.
Aradan seneler geçtikten sonra, işin unutulduğunu sanarak ve kurnazlık
yaparak aynı uygulamanın yapılması ve abonelerden sabit ücret adı altında
para alınması mahkeme kararlarına aykırıdır. Bu aykırılık aynı zamanda
suç eşkil etmektedir. Her bir abone bu konuda suç duyurusunda
bulunabilir. T.Telekom Yönetim Kurulu hakkında Savcılar işlem yaparak
dava açmalıdırlar. Bu zaman zarfında alınan paralar faizi ile birlikte
abonelere iade edilmelidir. Tüketici Hakem Heyetlerinin birer mahkeme
olmadığını iddia eden T.Telekom, bu mahkeme kararını görmezden
gelmektedir. Ortada böyle bir mahkeme kararı olup olmadığını ve bu
mahkeme kararına neden uymadıklarını açıklamak zorundadırlar. Benzer
kararı veren Beykoz Tüketici Hakem Heyeti de, verdiği kararda esasen
bizim açtığımız davanın numarasını da vermek suretiyle, Danıştay kararına
dayanarak karar vermiştir.” Demiştir.
AKYÜZ
özetle şu açıklamalarda bulunmuştur : “T.Telekomun uyguladığı sabit ücret
tarifesi, daha önce Hukukun Egemenliği Derneğinin açtığı dava sonucunda
Danıştay 10. Dairesince iptal edilmiştir. İptal kararı oy birliği ile
verilmiştir. Bu karar, bütün itiraz yolları geçilmek sureti ile
kesinleşmiştir. Abonelerden sabit ücret adı altında bir para alınmasının
yasal ve hukuki hiç bir temeli kalmamıştır. T.Telekom bu süre içinde
aldığı sabit ücret paralarını, faizi ile birlikte tüm abonelere iade
etmelidir. Kesinleşen Yüksek Mahkeme kararına rağmen aynı uygulamaya
devam edilmesi, Türk Ceza Kanununa göre ayrı bir suçu oluşturmaktadır. Bu
uygulamaya olanak veren ve onaylayan Ulaştırma Bakanlığı ile Türk
Telekomünikasyon Kurulu da bu suça iştirak etmiş olmaktadır.”
Demiştir.
HUKUKUN EGEMENLİĞİ DERNEĞİ
BASIN BÜLTENİ
*******************************************************************************************
B) CEP
TELEFONLARINDA (GSM) SABİT ÜCRET DAVASININ HİKAYESİ
Hukukun
Egemenliği Derneği, sabit ücret sorununu yalnızca haksız bir para edinimi
olarak görmemekte,
iletişim
özgürlüğünün önüne dikilen engellerden biri olarak görmektedir. Bu bakımdan, bu sorunu ilk
gündeme getiren ve
senelerdenberi özenle izleyen ilk kuruluştur. Bu bölümde:
a)Yargıtay'ın, üç üyenin
kabulü, iki üyenin çok geniş ve gerekçeli muhalefeti ile, sabit
ücretin devamını uygun gören kararını,
b)Bu karara karşı yaptığımız, tashihi karar(kararın
düzeltilmesi-itiraz) dilekçemizi,
c)Bunun da reddine ilişkin, bir muhalefetle verilen kararı
d)Baştanberi, olayın izlediği kısa anlatımı
bulacaksınız. Biz yılmadan çalışmaya devam edeceğiz.
-------------------------
T.C.
YARGITAY
13.HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
Sayı
Esas :2002/12711
Karar:2002/ 4540
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ :Ankara
Tüketici Mahkemesi
TARİHİ :28.11.2001
NO :89-765
DAVACI ve Vek..: Avukat Erdem Akyüz
DAVALI........... :Turkcell Iletisim Hizmetleri A.S.
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda
yazılı nedenlerden dolayı davanın
reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca
temyiz edilmesi üzerine dosya
incelendi gereği düşünüldü.
KARAR
Dosyadaki yazılara,
kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve
özellikle delillerin
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün
temyiz itirazlarının reddiyle
usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 25.4.2002 gününde oy çokluğuyla
karar verildi.
Başkan...
Üye... Üye
...
Üye... Üye
A.E.Baççıoğlu..
A.Ertürk.. K.Özbek...
A.Malkoç.. Ö.Koçak
(MUHALİF) (MUHALİF)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, cep telefonu
abonesi olan davacıdan karşılığında hiçbir hizmet verilmediği halde
davalının
"aylık sabit ücret" adı altında haksız olarak aldığı aylık
sabit ücret tutarının faiziyle ödetilmesi
isteminden ibarettir.
Taraflar arasında düzenlenen tek tip abone sözleşmesi, dava dışı
Ulaştırma Bakanlığı ile davalı
Turkcell arasında düzenlenen imtiyaz sözleşmesine dayanmaktadır.
Gerek abone sözleşmesinde gerek imtiyaz sözleşmesinde aylık sabit
ücretin, hizmet verilmese dahi
sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece aboneden alınacağına dair bir hüküm
bulunmamaktadır.
Aksine özellikle imtiyaz sözleşmesinde sözleşmenin "hizmetlerin
pazarlanmasını" kapsadığı GSM mobil
telefon hizmetlerinin "abonelere sağlanan telekominikasyon hizmeti"
olduğu vurgulanmış, "verilecek
hizmetlerde" açıklanmıştır. Zaten davalı Turkcell'de sabit ücret
alınmasının hizmet koşuluna bağlı
kabul etmekte ve o nedenle de davada sabit ücretin bir hizmet
karşılığında alındığını savunmaktadır.
Dava böyle olunca uyuşmazlık, davalının davacı aboneden almakta olduğu
aylık sabit ücretin bir hizmet
karşılığında alınıp, alınmadığı, dolayısı ile davacının davalıya her ay
sabit ücret ödeme borcunun bulunup
bulunmadığında toplandığı anlaşılmaktadır.
Aylık sabit ücretin, diğer ücrete tabi hizmetler dışında hangi hizmetler
karşılığında alındığına ilişkin
sözleşmelerde bir hüküm bulunmadığına göre sabit ücret karşılığında ayrı
bir hizmetin verilip
verilmediğinin davada belirlenmesi gerekir.
Bu davada bilirkişi incelemesi yapılmamış, davalı şirket tarafından başka
dosyalar için alınmış raporlar
sunulmuş ve bu raporlardan yola çıkılarak karar kurulmuştur. Raporları
sunan davalı olduğu için raporların
tümünde aylık sabit ücret alınması ön görülmüştür. Bunu da "GSM
operatörleri, zaman ayırımı gözetmeksizin,
iletişime hazır bulundurma hizmetini 365 gün 24 saat devrede tutmak,
enerji harcamak, personelini
çalıştırmak, periyodik bakımı yapma zorunluluğuna" bağlarlarken,
dosya arasına girmemiş ama başka
dosyalar arasında bulunan "Ankara Tüketici Mahkemesinin 2011/8 Tali
Dosyası üzerinden alınan üç kişilik
bilirkişi kurulu ise "Davalının aylık sabit ücretin karşılığıi
olarak 24 saat 365 gün abonelerin takip edilmesi ve
bunun sağlanabilmesi amacıyla yaptığı işletme giderlerini göstermektedir.
Ancak şebekenin doğal yapısı gereği
sistemin, abonelerin her an hizmet alabilmesi için çalışır durumda olması
gerekmektedir. Yani GSM sebekesinin
özelligi, işin doğasi gereği hizmetin belirtilen biçimde verilmesi
zorunludur. Zaten bu sebeple yukarıda
tarifelerde incelendiği üzere daha nitelikli ve fazla bir fiyatlandırma
yapılmaktadır. Bunun dışında ayrıca
verilen hizmetin sabit ücret seklinde ikinci bir kez fiyatlandırılması,
işin doğasına uygun düşmemektedir..."
denilmek suretiyle aylık sabit ücretin alınamayacağı, vurgulanmıştır.
Davalı şirket, 365 gün 24 saat hizmet vermek zorunda olduklarını, mobil
telefondan hiç arama yapılmasa bile
GSM sistemi mobil telefonun tüm fiziksel yer değişim hareketlerini takip
ettiğini savunarak aylık sabit ücretin
bu hizmetin karşılığı olduğunu bildirmiş ise de, az yukarıdaki raporda
vurgulandığı gibi şebekenin özelliği,
işin doğası gereği abonelerin her an hizmet alabilmelerini sağlamak için
çalışır durumda olmasını gerektirir.
Bunun için ayrık bir hizmetin verildiğinden bahsedilemez.
Gsm şebekesinde normal telefon haberleşmelerinin yanı sıra çağrı
yönlendirme, çağrı engelleme,
kısa mesaj servisi, konferans görüşmesi, çağrı bekletme, veri iletişimi,
faks haberleşmesi, arayan kişinin
numarasının abone tarafından görülmesi, kısa haber servisi, yıldız falı
servisi v.b. gibi hizmetlerin verildiği
görülür. Davalı şirket dışında daha dört GSM mobil telefon sisteminin
olması nedeniyle davalı Turkcell'in
hizmetleri rekabet ortamı içerisinde abone adedini artırmanın gayreti
olarak yarış halinde olmasının bir
tezahürüdür. O bakımdan bu hizmetleri ayrık bir hizmet olarak sabit ücret
karşılığı görmemelidir.
Öte yandan İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulu 5.2.1962 gün
1958/24 esas ve 1962/2 karar
sayı ile "Posta, Telgraf ve Telefon İşletme Genel Müdürlüğünün,
telefon abonelerinden, her ne ad altında
olursa olsun, abone parasından başka hiçbir şey istemeye hakkı
bulunmadığına karar vermiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki kural olarak Yargıtay İçtihatları Birleştirme
kararları konuları ile sınırlı,
gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcıdır. Bunun için
benzer hukuki konularda
Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.
Durum böyle olunca davalı şirketin abonelerinden sabit ücret almasına
hukuki olanak yoktur.
Öyle ise yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulması
düşüncesiyle sayın çoğunluğun
onama kararına katılmıyoruz.
(Muhalif Üye)... (Muhalif
Üye)
A.Malkoç
Ö.Koçak
------------------
YARGITAY
BAŞKANLIĞINA
Sunulmak üzere
Tüketici Mahkemesi Hakimliğine
Ankara
Dosya No: 2001 / 89
Karar düzeltilmesini
isteyen - Davacı Vek...: Av.A.Erdem Akyüz, Necatibey Cad.No:25/2
Sıhıye,Ankara
Davalı .....................: Turkcell Iletisim Hiz.A.S.
Mevzuu..................
: Ankara Tüketici Mahkemesinin 2001/89 sayılı kararının temyizi üzerine
verilen
Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2002/12711-4540 sayılı kararının yeniden
inceleme sonucu düzeltilerek,
mahkeme kararının bozulması, davanin kabulü ve yargılama giderlerine
karar verilmesi istemini taşıyan,
karar düzeltme dilekçesidir.
Izahı
......................: Kararın düzeltilmesi isteminin gerekçeleri ana
başlıkları ile şunlardır :
1.- Bağlayıcı
nitelikteki Yargıtay Genel Kurul kararlarına uygun şekilde karar
verilmesi zorunluğu
vardır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurul'u ; 5.2.1962 gün
1958/24 esas ve 1962/2
sayılı kararında;
"Tarife ile
tesbit olunan karşılık hesaplandığı sırada, elbet bütün bu unsurlar
hesaba katılmıştır.
Sonradan bunlardan birisinde veya bir kaçında bir yükselme görülecek
olursa yapılacak işlem,
tarifedeki karşılığı yükselmeye göre artırmak olabilir; yoksa tarifedeki
karşılık değişmeksizin,
işletmeyi ilgilendiren giderlerin bazılarını da hizmetin karşılığı saymak
ve bunu aboneden ayrıca
istemek hukuki bakımdan mümkün değildir..Ancak ve ancak yapacağı hizmetin
karşılığını tarifeye
koyabilir.. Genel Müdürlüğün, telefon abonelerinden her ne ad altında
olursa olsun,
abone parasından başka hiçbir şey istemeye hakkı yoktur."
Olaya tam anlamıyla uyan bu şekildeki bir Yargıtay Genel Kurul kararı
oldukca, bu kararın dışında ve
bu karara aykırı bir karar verilemez. Hukuk Devleti olmanın, yargı ve
Yargıtay kararlarına uygun davranılmasını
istemenin temel gereği budur.
2.- Yargıtay
13.Hukuk Dairesi, davamızın görüldüğü, Ankara Tüketici Mahkemesinin 2000/
89 sayılı kararını
oyçokluğu ile onamıştır. Yani bu kararın, bir bütün olarak, doğru
olduğunu kabul etmiştir. O halde bu kararın
3.sayfasının 5.paragrafı da onanmış olmaktadır. Bu paragraf aynen
şöyledir :
"Tüketicinin
korunması kapsamında Türk Hukuk sisteminde sadece cep telefonunda hizmet
noksanı
veya haksız kazanç ortamının bulunduğunu söylemenin büyük bir haksızlık
olacağı görüşündeyiz.
1980 yılından sonra Hukuk sistemine yapılan müdahale ile buna benzer
olayları görmek mümkündür.
Zira kamu hizmeti olan şehir kanalizasyonuna bağlanan mesken ve
işyerlerinin kullandığı
su ücretinden "atık su bedeli" adı altında alınan ücret,
elektrik ücretlerinden alınan "güç bedeli" ,
Telekom A.S.nin "abonman taksiti" adı altında aldığı ücret,
bankaların kredi faiz oranlarını
serbestce ve tek taraflı tesbiti, doğalgaz abonelerinden alınan 300 mark
tutarlı sebebi
belirtilmeyen ücret v.s.nin sabit ücrete benzer oldukları ve tüketici
aleyhine olduğunun
kabulü gerekecektir."
Yargıtay; onadığı
bu mahkeme kararı ile, yalnızca dava konusu sabit ücretin değil; atık su
bedeli,
güç bedeli, kredi faiz oranları, doğalgaz abone ücreti gibi ödemelerin
dahi, yasaya aykırı, haksız kazanç
sağlayıcı, hukuk
dışı uygulamalar olduğunu kabul ve tasdik etmiş olmaktadır. Bu durumda
yapılması
gereken şey; davanın kabulü ve bu haksız uygulamanın iptalidir. Bu
suretle; kazandıkları maddi değer
az olsa bile,
milyonlarca insanımızın devlete ve yargıya duydukları güven sonsuz
derecede artacaktır.
3.- Dava konusu
olayı düzenleyen sözleşmelerde de, sabit ücret alınmasına ilişkin bir
hüküm
yoktur.
Taraflar arasında düzenlenen, dayatıcı nitelikteki abone sözlesmesinde ve
dava dışı olması
itibariyle
aboneleri bağlayıcı olmayan Ulaştırma Bakanlığı ile şirket arasında
imzalanan sözleşmelerde,
sabit ücret
alınmasını ve hizmet verilmese dahi bu ücretin alınmasını öngören bir
hüküm bulunmamaktadır.
4.- Tüm
giderler, tarife ile hesaplanan ücretin içinde olup, konuşma ücreti, bu konuşmayı
sağlayan
bütün faktörleri
içinde barındıran bir değerdir. Bir başka hizmetin karşılığı olarak,
sabit ücretin veya baska bir
ücretin kabul
edilmesi halinde, ileride "kullanılan su bedeli, işçi ücreti,
elektrik ücreti gibi" diğer hizmetlerin de
ayrıca fatura
edilmesine olanak sağlanmış olacaktır.
5.- Cep
telefonlarında hizmet yönünden farklılık yoktur, farklı hizmetin bedeli
de farklı ve
yüksek olarak alınmaktadır, sabit ücret ile bir bağlantıları yoktur. Cep
telefonlarının 365 gün 24 saat
hizmet verdiği iddiasi, sabit telefonlar için de geçerlidir. Sabit
telefonlar da her gün ve günün her saatinde
hizmete hazır tutulmaktadırlar. Üstelik cep telefonlarının haberleşme ve
izlenmesi uydu kanalı ile yapıldığı
için hizmeti daha kolay ve zahmetsizdir. Sabit telefonlarda; Türk
Telekom'un aldığı sabit ücret, Danıştay
Kararı ile iptal olunmuş ve bu iptal kararı kesinleşmiştir. Bu karar,
davamız için emsal niteliğindedir.
Mesaj yollama, çağrı yönlendirme, yıldız falı gibi hizmetlerden herkes
yararlanmadığı gibi, yararlanan kişi
daha değişik ve daha yüksek bir tarifeden ücretini ödemektedir. Bu
bakımdan, sayılan hususların,
sabit ücret ile ilgisi yoktur.
6.- İsteğe göre
değişen bir ücret, sabit ücret olmaz, değişmeyen ve belli bir hizmetin karşılığı
olduğu
iddia edilen sabit ücretin keyfe göre değiştirilmesi, bu ücretin bir
hizmet karşılığı alınmadığının en kesin kanıtıdır.
Sabit ücretin; cep telefonlarının 365 gün hizmete açık olmasının, konuşma
dışı verilen sabit hizmetlerin
karşılığı olduğu iddiasının, tamamen geçersiz olduğu ortaya çıkmıştır.
Simdi bu ücret hiç alınmıyor ama ayni
hizmetler veriliyor. Demekki, sabit ücretin, hizmet ile hiç bir
bağlantısı yoktur. Davalı dahil tüm işleticiler,
zaman zaman sabit ücreti düsürmekte hatta tümden kaldırmaktadırlar. Sabit
ücret; her türlü hizmeti ve
gideri kapsayan konuşma ücretinin dışında alınan bir avantadır.
7.- Bu davada, bilirkişi incelemesini
gerektiren bir durum olmadığı gibi, görüşümüzü doğrulayan bilirkişi
raporları da nazara alınmamıştır.
Davalının sunduğu deliller, değişik yerlerden alınan münferit karar ve
raporlar olmakla, davamıza ve esasa
müessir değildir. Milyonlarca aboneyi, binlerce merkezi kapsayan
işletmelerde, ücretin ne kadar olup
olamayacağını belirlemek bir kaç bilirkişinin harcı olmadığı gibi, görevi
de değildir. Ortada hukuki bir durum
vardır, bu hukuki durum : "ücretin dışında bir para alınıp
alınamayacağıdır". Bu hukuki durum da,
Yargıtay Genel Kurul Kararı ile çözülmüştür.
Kaldıki Ankara Tüketici Mahkemesinin 2001/8 t. Dosyasında bilirkişiler
yaptıkları uzun açıklamaların sonunda
"...verilen hizmetin, sabit ücret şeklinde ikinci bir kez
fiyatlandırılması işin doğasına uygun düşmemektedir"
yargısına varmışlardır. Diğer bir benzer davalarda verilen raporlar da
ayni niteliktedir. Dosyamıza verilen raporda
aynı ibareyi taşımaktadır. Bu bakımdan kararın düzeltilerek, davanın
kabulü yönünde karar ittihaz edilmesi
gerekmektedir.
Netice : Yukarıdaki
ve dosya içindeki açıklamalarımız nazara alınarak, karar düzeltme
isteminin kabulü ile,
dava ve talep yönünde karar verilmesi rica olunur.
17.5.2002
Davacı Vek.
Av.A.Erdem Akyüz
-------------------------
YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Başkanlığı
D.No.2002/7204-8580
YARGITAY İLAMI
KARAR
Dosyadaki yazılara,
hahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici
sebeplere göre HUMK.nun 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine
uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442
maddesi hükmünce 55.000.000 lira para cezası ile 10.120.000 lira red
harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine 9.7.2002 gününde
oyçokluğu ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Üye
A.E.Baççıoğlu A.Ertürk
K.Özbek
A.Alkan Ö.Koçak
(Muhalif)
----------------------------
OLAYIN HİKAYESİ VE MANZARA-İ UMUMİYE
1.-TÜRK
TELEKOM
Derneğimizin
Genel Başkanı Av.A.Erdem Akyüz, İlk olarak Türk Telekom'un ev ve
işyerleri telefonlarından aldığı sabit ücreti dava konusu yapmıştır.
Danıştay'da 1998
yılında açtığı dava ile yürütmeyi durdurma ve iptal kararı alarak bu
uygulamayı kaldırmıştır.
2.-GSM-CEP
TELEFONLARI
A) Cep telefonlarından alınan sabit ücret
hakkında açtığımız dava ile, Türkiye'de ilk ve tek ihtiyati
tedbir
kararını alarak uygulamayı durdurmuş, diğer kişi ve kuruluşlara
örnek olarak davalar
açılmasını sağlamış
bulunmaktayız.
Kayıt, kontür,
konuşma ve buna ilişkin her türlü ücreti ödeyen bir kişiden; konuşma ve
kullanma
karşılığı
olmaksızın ve hiçbir hukuki ve geçerli nedene dayanmaksızın sabit ücret
veya başka isimler
altında para
alınamayacağı, bu şekilde para alınmasının durdurulması, alınan paraların
faizi ile iade
edilmesi istemini
içeren dava dilekçemiz karşısında, davayı gören Ankara 30.Asliye Hukuk
Mahkemesi
E.2000/67 sayılı
kararı ile 8.2.2000 tarihinde, davayı açan kişilerden, sabit ücret adı
altında ve
konuşma ücretinin
dışında bir para alınamayacağı yolunda ihtiyati tedbir kararı vermiştir.
Bu karar
kendi konusunda
Türkiye'de ilk ve tek karar olmuş, çok sayıda benzer davanın açılmasına
öncülük
etmiştir. Daha
sonra, davanın sonunda, esasdan verilen karar ile "Konuşma
ücretinin dışında sabit
ücret
alınmasının iptaline, dava tarihine kadar alınan paraların faizi ile geri
ödenmesine"
karar verilmiştir.
B) Mahkemenin
kararı, taraflara tebliğ edilmiş, süresi içinde temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Davalı,
süre geçtikten
sonra kararı temyiz etmiş, bu temyiz isteği mahkeme tarafından
reddedilmiştir.
Karar bizim
yönümüzden kesinleşmiş gibi bir durum olmuştur.
C) Mahkemenin
verdiği " temyiz red kararı " temyiz edilmiş, Yargıtay 13.Hukuk
Dairesi bu isteği yerinde
görerek temyiz red
kararını kaldırmış, kararı usül yönünden bozmuştur. Davanın, Asliye Hukuk
Mahkemesinde değil,
Tüketici Mahkesi sıfatıyla Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi
gerektiğine
karar vermiştir.
D) Dava
dosyası Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş burada davaya devam
edilmiştir.
E)
Bu sırada, Tüketici Mahkemeleri kurulmuş, bu defa dosya Tüketici
Mahkemesine gönderilmiştir.
F)
Verilen yeni kararı Yargıtay 13.Hukuk Dairesi yeniden bozmuş ve ödenen
ücret, sabit ücret
yönünden bilirkişi
incelemesi yapılmasını istemiştir.
G)
Yeniden mahkemeye gönderilen dosya bu defa
bilirkişiye
gönderilerek bu şekilde yargılamaya devam edilmiştir. (Bize göre doğru
olmayan bu bozma
kararı yerine,
herşeyiyle tamamlanan dava dosyasının ilk incelemesinde işin esası
hakkında Yargıtay
bir karar vermiş
olsa idi sorun milyonlarca abone yönünden çözüme ulaşmış olacaktı.)
H) Tüketici
Mahkemesinde görülen uzun duruşmalar sonucu, mahkeme davayı reddetmiş,
kararı temyiz
etmemiz üzerine,
örneği yukarıda bulunan kararla, mahkeme kararı 3'e karşı 2 muhalif
ile onanmıştır.
Kararda görüleceği
üzere, muhalefet şerhi, asıl karadan çok uzun ve gerekçelidir.
I) Bu
karara karşı, itiraz ve karar düzeltme isteğinde bulunmamız üzerine,
dosyanın Yargıtay'da görüşülmesi sonucu,
bu defa bir
muhalefet ile, istek reddedilmiş ve hakkımızda para cezasına hükmolunmuştur.
Biz, doğru
bildiğimiz yolda uğraşıya devam edeceğiz.
İşte, sabit
ücretin, beş yıllık öyküsü...
Yargılamadan
kaynaklanan gerekli-gereksiz bazı nedenlerle davalar uzamış, başka
mahkemelere
yollanmış olsa
bile, açtığımız ve kazandığımız dava ile onu izleyen diğer davalar;
tüketicinin, abonenin
korunmasında,
haksız mal ve para edinimi ile haksız kazanç karşısında uğraşı istemi ve
iradesi
sağlaması
açısından, toplumsal alanda büyük yararlar sağlamış, sistemin diğer aksak
ve hatalı
yönlerinin sorgulanmasına
yol açmıştır.
|