|
TARİHİ
ESER - KÜLTÜR

Ankara'nın
Ulus'a çıkarken, Opera Meydanında, Opera Binasının karşısında üç tane
görkemli bina vardır.
Bunlardan
önde olanı daha iyi bilinir. Burası halen Kültür Bakanlığı binası olarak
kullanılmaktadır. Önden iki
mermer merdiven
girişi vardır, duvar çok yüksek olmamakla yoldan geçerken binanın ön cephesi
görülebilir.
Bu çalışmamız bir gün, bir tanıdığın "Kültür Bakanlığı binasının
önündeki merdivenleri kırıp
duvar haline
getiriyorlar demesi ile başladı, derhal gidip gördük, üzüldük ve durumu
araştırınca şu
gerçekle
karşılaştık .
Gene Atatürk ve Ulusal Türk Mimarisi :
"Atatürk
döneminde, Türk mimarisinin özelliklerini öne çıkarmak ve uluslararası
alana taşımak için,
1.Ulusal
Mimarlık Çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar arasında Türk mimarisinin
özelliklerini taşıyan eser
yapımını,
değerli mimar Arif Hikmet Koyunoğlu üstlenmiştir.
Ankara'nın
eskiden Namazgah Tepesi olarak adlandırılan şimdiki Opera semtinde,
bu değerli mimarın,
geleneksel
Türk motiflerinden ve inşaat tarzından esinlenerek yaptığı üç büyük eser,
Atatürk
Cumhuriyeti'nin
birer anıt taşı gibi görkemini muhafaza etmektedir.
Bu üç büyük
eser; Türkocağı Binası(Devlet resim Heykel Müzesi), Etnoğrafya
Müzesi ve Dışişleri
Binası olarak
yapılan şimdiki Kültür Bakanlığı binasıdır."
Bir mimari
şaheseri olan ve halen kelimenin tam anlamıyla Kültür Bakanlığının işgali
altında bulunan bu
binanın ilk
yapımında, önden geniş bir mermer
merdiven girişi ve bina önünde yeşil alan
görülmektedir.
(Alttaki
resim-1930). Daha sonra bu giriş sağlı sollu iki mermer merdiven olarak
yapılmıştır.
Oysa şimdi
gidin görün, gözlerinize inanamayacaksınız, bu mermer merdivenler yıkılmış,
Çin
Seddi
veya Berlin Duvarı gibi, utanç duvarı ile örtülmüştür. Üstelik
bu işi yapan "Kültür
Bakanlığının"
kendisidir.
Kültür Bakanlığı, kendisinin korumakla yükümlü bulunduğu, kendisinin
oturduğu
binayı, gene kendisi yıkıp bozmaktadır.Ne için, Sayın Bakanın arabasına
park yeri için,
merdivenler
yıkılıp üstüne asfalt dökülmektedir ve giriş çıkışda kendisine selamverilmesi
için, eskiye
benzetilerek
kubbeli bir bekçi kulubesi monte edilmiştir. İnşaat sırasında çektiğimiz
resim eklidir (Alttaki
resim,2001).
Bir sanat
eserine ek ve ilave
yapıldığına rastlamak pek olası değildir. Herhalde mimarın unuttuğu bu
kulübe,
sonradan hatırlanarak tamamlanmıştır. Birinci
derecede SİT alanı sayılan,çivi
çakılması dahi
yasak
olan, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında
bulunan ve bu yasanın
65.maddesine
göre, değiştiren ve bozanlar için beş yıla kadar hapis cezası öngören
bir yasanın,
sorumlular
eli ile çiğnendiğini görüyoruz. Bunu yapanlar Türk halkından özür dilemediği
ve yaptığı işin
giderini
kendi cebinden ödeyerek düzeltmediği takdirde tüm yargı yollarına
başvuracağımız
yolunda
bir açıklama yapıldı. Bu açıklama basında şu şekilde yer aldı.
|