|
YARGIDAN
HABERLER

(
TÜRKÇE EĞİTİM İLE İLGİLİ KARAR,
Eğitim-Sen Sendikasının, tüzüğüne koyduğu
"Anadilde Eğitim" ile ilgili tüzük maddesinin kaldırılması isteminin kabul
edilmemesi üzerine, Sendikanın kapatılması davası ile ilgili kararı.
Mahkemenin kararı, Yargıtay'da çok isabetli bir şekilde bozuldu. Ancak
Yargıtay kararı, kasıtlı bir şekilde yanlış intikal ettiriliyor ve
olay saptırılmak isteniyor. Yargıtay'ı bu kararı nedeni ile
kutlarız. Bozma üzerine mahkemede yeniden yargılamaya devam
edilecek. - HED. 6.ARALIK. 2004 )
T.C.
YARGITAY
9. Hukuk Dairesi
YARGITAY İLAMI
ESAS NO : 2004/28345
KARAR NO : 2004/24792
MAHKEMESİ: Ankara 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 15.9.2004
NO : 833/752
DAVACI : K.H.
DAVALI : Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Genel Merkezi
DAVA : Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sendika kapatılmasına
karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz
edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 10.6.2004 tarihli davanamesinde özetle,
davalı sendika tüzüğünün "sendikanın amaçları" başlığını taşıyan 2. madde
(b) bendinde "…bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini
geliştirmesini savunur." Sözcüklerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 3.
maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür. Dili Türkçedir." Ve yine 42. maddesinin 6. paragrafında yer alan
"Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk
vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez." Kurallarına
ve Yabancı Dil eğitimi ve öğretimi, Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve
Lehçelerinin Öğretilmesi Hakkındaki Kanunun 2. maddesinin (a) fıkrasında
eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına Türkçe'den başka hiçbir
dil ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez şeklindeki düzenlemelere
açıkça aykırı olduğunu, Ankara Valiliğinin ihtarına rağmen belirtilen
sözcüklerin tüzükten çıkarılmadığını, davalı sendikanın bu şekilde 4688
sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 20. maddesinde yer alan
sendika ve konfederasyonların yönetim ve işleyişleri Anayasada belirtilen
Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamaz şeklindeki
düzenlemeye aykırı olduğundan anılan yasanın 37. maddesi gereğince
kapatılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkeme; tüzükte ki hükmün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin toprak
bütünlüğü, ulusun birliği ve devletin tekliği esaslarına karşı bir tehlike
oluşturmadığı gibi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. ve 11.
maddelerine de aykırı olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiştir.
4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları kanununun 37. maddesinde,
"Anayasada belirtilen Cumhuriyetin Niteliklerine ve Demokratik Esaslara
aykırı faaliyetlerde bulunan sendika ve konfederasyon, merkezlerinin
bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcısının istemi üzerine iş davalarına
bakmakla görevli mahalli mahkeme kararı ile kapatılır…" denilmektedir.
Mahkemece 4688 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca tüzüğünde değişiklik
yapması için 13.7.2004 tarihli duruşmada davalı sendikaya 60 günlük süre
vermiştir. Esasen mahkeme davalı sendikanın tüzüğünde kanuna aykırılık
bulunup bulunmadığını açılan dava üzerine hemen değerlendirip, buna göre
süre verilip verilmeyeceğini kararlaştırmak zorundadır. Tüzüğü
değerlendiren mahkeme yasalara aykırı olduğunu tespit ederek ilgili
sendikaya düzeltme yapması yönünde süre vermiş olup, tüzüğün kanunlara
uygun hale getirilmemesinin yaptırımı sendikanın kapatılması olduğu halde
sendika vekilinin tüzükte değişiklik yapılmayacağı yolundaki beyanına
rağmen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçeli kararında "…verilen sürede tüzük düzeltilmez ise işin
esasına girilmesi; düzeltilme halinde ise verilen mehile ve ihtara
uyulduğu için karar verilmesine yer olmadığı…" şeklinde hüküm kurulması
gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme verdiği ihtarla tüzükteki düzenlemenin
yasaya aykırılığını baştan itibaren kabul etmiş ve kendisini bağlamıştır.
Gerçekten 4688 sayılı yasanın 6. maddesi hakime taktir hakkı da
vermemektedir. Mahkeme yapacağı incelemede kanuna aykırılık olup
olmadığını belirleyip, tarafları da dinleyip düzenleme yapılması yönünde
karar verdiğine göre, düzeltme yapılmaması üzerine yeniden esas girip
inceleme yapamaz. Anılan yasa hükmü emredici niteliktedir. Mahkeme bu
durumda sadece sendikanın kapatılmasına karar verebilir.
Ancak, mahkeme verilen süreye rağmen düzeltilmeyen sendika tüzüğünün 2.
maddesinin (b) bendi hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10 ve 11.
maddelerine aykırı olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğü ile ilgili
olup herkesin görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu
belirtilmekle beraber, bu özgürlüğün ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü
veya kamu düzeninin sağlanması amacıyla yasayla sınırlandırılabileceği
belirtilmektedir. Aynı sözleşmenin 11. maddesi ise dernek kurma ve
toplantı özgürlüğüyle ilgili olup, herkesin sendika kurabileceği ve
sendikalara katılabileceği belirtilmekle beraber bu hakkın da bazı
hallerde sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle sendika kurma
hakkının da ulusal güvenlik, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin
sağlanması için sınırlandırılabileceği benimsenmiştir.
Sendikalar tüzüklerinin ilgili makama verilmesi ile tüzel kişilik kazanır.
Sendika tüzüğü sendikanın amacı ve bu amacı gerçekleştirmek üzere
sürdüreceği çalışma konuları ile çalışma usullerini kapsar. Bu doğrultuda
4688 sayılı yasanın 3/f maddesinde sendikanın tanımı "Sendika: Kamu
görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini
korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip
kuruluşları" şeklinde yapılmıştır. Anılan yasanın 7/b. maddesinde sendika
tüzüklerinde sendikaların amacının yer alacağı düzenlenmiştir. Davalı
sendika tüzüğünde amaçlar belirtilirken 4688 sayılı yasanın 3/f maddesinde
açıklanan amaçları aşar şekilde "bireylerin anadillerinde öğretim
görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur" düzenlemesine yer
vermiş, yukarda açıklandığı gibi, Valiliğin ve Mahkemenin verdiği süreler
içerisinde de tüzüğünden bu ifadeleri çıkarmamıştır.
4688 sayılı yasanın 20. maddesinde sendika ve konfederasyonların yönetim
ve işleyişini Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine aykırı
olamayacağı, 2925 sayılı yasanın 4771 sayılı yasa ile değişik 2.
maddesinde de eğitim ve öğretim kurumlarının Türk vatandaşlarına Türkçeden
başka hiçbir dil anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek 3.
maddesinde Türkiye Devletinin anadili Türkçe olduğu belirtildiği gibi,
eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi başlıklı 42. maddesinin 6. fıkrasında
"Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk
Vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.", 66.
maddesinde "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes
Türk'tür." Düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yasaların ve Anayasanın açıklanan bu hükümleri ulusal güvenliğin, kamu
emniyetinin korunması, kamu düzenin sağlanması amacıyla demokratik bir
toplumda zorunlu bir tedbir olarak ülke bütünlüğüne karşı eylemleri
önlemek için düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler Avrupa İnsan Hakları
sözleşmesinin 10 ve 11. maddeleri ile uyumlu bulunmaktadır. Anayasanın ve
yasaların yukarıdaki hükümlerine aykırı olan sendika tüzüğündeki
düzenlemenin Valilikçe ve Mahkemece yapılan ihtarlara ve verilen süreye
rağmen davalı sendika tarafından düzeltilmemesi, sendikanın bir
faaliyetidir. Ayrıca, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini
korumaktan başka bir amacı olmayacak sendikanın tüzüğündeki bu
düzenlemenin kelime değişimi yapılmak suretiyle de olsa ısrarla devam
ettirilmesi dikkat çekici olup, gerçek amaç dışına çıkıldığını
göstermektedir.
Bu nedenle davalı sendikanın tüzüğünün "Sendikanın Amaçları" başlıklı 2.
maddesinin (b) bendinde "Toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları
ve özgürlükler doğrultusunda demokratik, laik, bilimsel ve parasız eğitim
görmesini, bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini
geliştirmesini savunur." Şeklindeki düzenlemeden "…bireylerin ana
dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur."
Sözcüklerinin Anayasanın 3, 42/6, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun
20. maddesi hükümlerine aykırı olduğundan 4688 sayılı Yasanın 37. maddesi
uyarınca mahkemece davalı sendikanın kapatılmasına karar vermek gerekirken
yazılı şekilde davanın reddi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,
3.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan V.
O.G.Çankaya, Üye B.Özkaya , Üye U.Öztürk ,Üye C.İ.Günay ,ÜyeS.Özfırat
|